Ben de sizin gibi ilkokula başlamadan önce, o yıllarda okuma yazma seferberliği sebebi ile TV'deki programlardan öğrenmişim okuma yazmayı:) Babam'ın bana Cin Ali serisini aldığını hatırlıyorum ilkokul öncesi yıl:) Beni direkt 2. sınıfa geçirmek istemişlerdi ama babam istememişti:) Cumartesi günleri ailede en erken kalkan ben olduğum için, aile bireyleri uyanana kadar yatağımda kitap okurdum hep:) Sonra ortaokul ve lise yıllarımda hem Türkçe hem de İngilizce dil edebiyat derslerinde sizin söylediğiniz gibi nasıl okunuru öğrenmeye başladım. Ama tabi sizin üniversitede okuduğunuz kadar detaylı olamadı. Ama sonra üniversite ve sonrasında, özellikle iş hayatı ve çocuktan sonra daha tek düze okudum ve ortaokul ve lise yıllarındaki pratiğim de gitti. Belki bir gün yine işten güçten zaman kalırsa, sizin bahsettiğiniz derinlikte tekrar okumaya başalrım:) Kaleminize sağlık, beni geçmişe götürdünüz, teşekkürler.
Bence okumayı öğretenlerin okumayı öğrenmesi gerek öncelikle. O zaman belki gerçekten severek ve anlayarak okumaya başlarız. Annelerin ve babaların örneğin. Çocuklarına kitap okurken aslında kelimelerin değil, içeriğin ne anlatmak istediğini anlatmaları nasıl güzel olur değil mi? İlkokulda mesela çoçuklara bir kitabın içeriğini nasıl okuyacaklarının anlattıldığı bir ders olsa. Türkçe ve edebiyat öğretmenleri çözümleme yapsalar her dönem bir kitabı. O zaman belki okuduğumuzu anlamayı bırak altında yatan anlamları ve gerçek iletiyi anlama yaşımız düşer.
Biz okuduğunu anlayamayan, belki de biraz bu yüzden okumayı sevmeyen ve okumayan bir toplumuz çoğunlukla.
Bana gelince, ilkokulda köyde çok az kaynakla, ortaokul ve lisede roman okumanın pek rağbet görmediği, sürekli ders çalışmanın teşvik edildiği bir yatılı okulda okuyan biri olarak okumayı sevmem bile mucize. Üniversitede iletişim okumanın iyi yanı metin çözümlemenin ders olarak öğretilmesi oldu. Okumayı ise hala öğreniyorum. Öğrendikçe daha çok seviyorum.
Yine ne güzel bir konu ve ne derli toplu, kapsamlı bir yazı. Teşekkürler Betül.
Ben üniversiteden önce kitaplara tv dizisi muamelesi yapmışım, olayların içinde kaybolurken hep "şimdi ne olacak" diye sorardım. Asıl arkadaki mesaja, temaya bakmaz ve sorgulamazdım. Elbette bana kazandırdığı çok şey olmuş şimdi fark ediyorum ancak bir kitap nasıl okunur, bunu da ünide öğrenmiş oldum. Bunu öğrenmek bana hayata bakmak konusunda da yardımcı oldu, hatta değiştirip dönüştürdü beni. İLetişim okumayı ben de sonra o alanlarda kitaplar okuyunca canım çekmişti :) hatta ünsal oskay'dan esinlenmeyle bir ara instagram adım "yıkanmak istemeyen çocuk" idi. TEşekkür ederim yazdığın için, ben de yeniden düşünmüş oldum vesilenle :) Sağolasın
Okumaya öyle güzel bir bakış açısı getirmişsin ki, hala okumayı öğrenmeye devam ettiğimi fark ettim. Bir gün öğrendim diyebileceğimi de hiç sanmıyorum. Bu galiba bitmeyen bir yolculuk. Oğuz Atay’ın hikayesiyle ilgili kapısını çaldığın hocamın yorumuna da bayıldım. Okumayı öğrenmek böyle eşlikçilerle çok daha güzel.🥰
Evet başlıkta öğrendim diyorum ama içerde de ifade ettiğim gibi okumak eylemine anlamak olarak baktığımdan ve anlayabilmek için de yine okumalar yapmam gerektiğinden, bu da bir ömür süreceğinden…. Her daim öğreniyoruz okumayı diyebiliriz 🤗 ben de katkın için çok teşekkür ederim. Mutlu haftaların olsun 🙏🍀
Ben de sizin gibi ilkokula başlamadan önce, o yıllarda okuma yazma seferberliği sebebi ile TV'deki programlardan öğrenmişim okuma yazmayı:) Babam'ın bana Cin Ali serisini aldığını hatırlıyorum ilkokul öncesi yıl:) Beni direkt 2. sınıfa geçirmek istemişlerdi ama babam istememişti:) Cumartesi günleri ailede en erken kalkan ben olduğum için, aile bireyleri uyanana kadar yatağımda kitap okurdum hep:) Sonra ortaokul ve lise yıllarımda hem Türkçe hem de İngilizce dil edebiyat derslerinde sizin söylediğiniz gibi nasıl okunuru öğrenmeye başladım. Ama tabi sizin üniversitede okuduğunuz kadar detaylı olamadı. Ama sonra üniversite ve sonrasında, özellikle iş hayatı ve çocuktan sonra daha tek düze okudum ve ortaokul ve lise yıllarındaki pratiğim de gitti. Belki bir gün yine işten güçten zaman kalırsa, sizin bahsettiğiniz derinlikte tekrar okumaya başalrım:) Kaleminize sağlık, beni geçmişe götürdünüz, teşekkürler.
Ben de sizi okurken geçmişe döndüm, yorganın altında harry potter okuduğum günler geldi aklıma… o günden bugünü insa etmişiz 🤗
Bence okumayı öğretenlerin okumayı öğrenmesi gerek öncelikle. O zaman belki gerçekten severek ve anlayarak okumaya başlarız. Annelerin ve babaların örneğin. Çocuklarına kitap okurken aslında kelimelerin değil, içeriğin ne anlatmak istediğini anlatmaları nasıl güzel olur değil mi? İlkokulda mesela çoçuklara bir kitabın içeriğini nasıl okuyacaklarının anlattıldığı bir ders olsa. Türkçe ve edebiyat öğretmenleri çözümleme yapsalar her dönem bir kitabı. O zaman belki okuduğumuzu anlamayı bırak altında yatan anlamları ve gerçek iletiyi anlama yaşımız düşer.
Biz okuduğunu anlayamayan, belki de biraz bu yüzden okumayı sevmeyen ve okumayan bir toplumuz çoğunlukla.
Bana gelince, ilkokulda köyde çok az kaynakla, ortaokul ve lisede roman okumanın pek rağbet görmediği, sürekli ders çalışmanın teşvik edildiği bir yatılı okulda okuyan biri olarak okumayı sevmem bile mucize. Üniversitede iletişim okumanın iyi yanı metin çözümlemenin ders olarak öğretilmesi oldu. Okumayı ise hala öğreniyorum. Öğrendikçe daha çok seviyorum.
Yine ne güzel bir konu ve ne derli toplu, kapsamlı bir yazı. Teşekkürler Betül.
Ben üniversiteden önce kitaplara tv dizisi muamelesi yapmışım, olayların içinde kaybolurken hep "şimdi ne olacak" diye sorardım. Asıl arkadaki mesaja, temaya bakmaz ve sorgulamazdım. Elbette bana kazandırdığı çok şey olmuş şimdi fark ediyorum ancak bir kitap nasıl okunur, bunu da ünide öğrenmiş oldum. Bunu öğrenmek bana hayata bakmak konusunda da yardımcı oldu, hatta değiştirip dönüştürdü beni. İLetişim okumayı ben de sonra o alanlarda kitaplar okuyunca canım çekmişti :) hatta ünsal oskay'dan esinlenmeyle bir ara instagram adım "yıkanmak istemeyen çocuk" idi. TEşekkür ederim yazdığın için, ben de yeniden düşünmüş oldum vesilenle :) Sağolasın
Okumaya öyle güzel bir bakış açısı getirmişsin ki, hala okumayı öğrenmeye devam ettiğimi fark ettim. Bir gün öğrendim diyebileceğimi de hiç sanmıyorum. Bu galiba bitmeyen bir yolculuk. Oğuz Atay’ın hikayesiyle ilgili kapısını çaldığın hocamın yorumuna da bayıldım. Okumayı öğrenmek böyle eşlikçilerle çok daha güzel.🥰
Evet başlıkta öğrendim diyorum ama içerde de ifade ettiğim gibi okumak eylemine anlamak olarak baktığımdan ve anlayabilmek için de yine okumalar yapmam gerektiğinden, bu da bir ömür süreceğinden…. Her daim öğreniyoruz okumayı diyebiliriz 🤗 ben de katkın için çok teşekkür ederim. Mutlu haftaların olsun 🙏🍀
Paylaşım için teşekkür ederim.
Rica ederim