Hikayeni değiştir!
gerçekten yetersiz misin? yoksa öyle olduğuna mı inandırıldın?
“Geçmişin anıları gerçeklerin anıları değil gerçekleri hayal edişimizin anılarıdır.” ..
Ben içedönüğüm, benim espri anlayışım yoktur, ben şöyleyim, ben böyleyim….
Sana ait olmayan hikayeyi fark et
Kendinizi tanımlama biçimlerinizin kaçı doğruyu yansıtıyor?
Michael Hyatt, Megan Hyatt Miller Kendine Hikayeler Anlatan Beyin adlı kitapta beynimizin geçmiş ve geleceğin güvenilmezliğinde hayatta kalma stratejisi olarak hikayeler yarattığını söyler. Peki nasıl?
İnsan beyni olaylar arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurarak başka bir gerçeklik yaratıyor. Hayatımızın erken yıllarında bir öğretmen, bir aile büyüğü, veya başka birinin bizim kimliğimiz, yeteneklerimiz hakkında ilettiği mesaja inanıyoruz ve olaylar arasında neden sonuç ilişkisi kurarak o gerçekliği kendimizce destekleyip o hikayeyi güçlendiriyoruz.
Hiç, bir zaman yolculuğuna çıkıp, geçmişte sizin kendinize yönelik inancınızı şekillendiren kimler var, düşündünüz mü? Ebeveyn, öğretmen.. amca, teyze…?
Biraz telefonu kapatıp bunu düşünün derim. Çünkü hayallerinize olan inancınızı sarsan o canavarları bulduğunuz anda söz, hikayeniz de değişecek.
Buldunuz mu o düş yiyicileri? O halde bir sonraki adıma geçebiliriz.
Peki hikayeni nasıl değiştirirsin?
Kendi hikayemiz sandığımız ve bizi hayatta pek çok şeyi gerçekleştirmekten, bazen küçük bir adım atmaktan bile korkutan inanışlar var. Örneğin bazı maymun iştahlıların maymun iştahlı olma nedeni bir işi sonuna kadar götürmeye çekinmesi olabilir çünkü çocukken, öğrencilik hayatında “başarısız” şeklinde damgalanmış ve bu hikayaye inanmış olabilir. Biraz daha ilerlediğinde “başarısız” olacağına o kadar inanmıştır ki… Onun yerine ne yapar? Başka bir şeye gönül verir ve başladığı şeyi bitiremez…
Ancak bu problemin farkına varan şanslıysa o sırada terapi, mindfullnes koçluk veya bambaşka bir yolla bu hikayeyi dönüştürebilir.
Ben bugün size benim ve ekibimin egzersizlerini beraber yaptığımız kitap üzerinden bana anlatılan hikayeyi ve onu nasıl fark ettiğimi anlatacağım.1
Kendi yolculuğumda başkalarının bana yüklediği ve zamanla kendi hikayem sandığım şeyleri fark etmem Sanatçının Yolu2 kitabının ilk hafta görevlerini yaparken gerçekleşti.
Birinci haftanın görevlerinden biri ZAMAN YOLCULUĞU
Bu yolculuk filmlerde gördüğümüz gibi değil merak etmeyin. Bir hap filan da almıyorsunuz, tek yapmanız gereken şey, odağınızı koruyup -ki bu çağda çok zor- biraz düşünmeniz. Zamanda çıkacağımız küçük bir bellek yolculuğu sayesinde kim bize ne yakıştırmalar yapmış da biz kendimizi utanç içinde hissetmiş, karşıdaki insanın hadsiz, kırıcı ve kaba olduğunu düşünmemiş de kendimize yönelik o sıfatı kabul edivermişiz, bunun üzerine bi’ çalışıyoruz. Ve yaratıcı halimize olan inancımızı sarsan bu kişi/kişileri tarihin tozlu sayfalarından çıkartıyoruz, yüzleşiyoruz.
Cameron bu kişilerin yaratıcı öz-değerimizin eski düşmanları olduğunu belirtip o kişileri CANAVAR ÜNLÜLER MÜZESİNE koymamız gerektiğini vurguluyor.
Tarihsel canavarlarınız sizin özdeki olumsuz inançlarınızın yapı taşlarıdır. (Evet, beşinci sınıftaki berbat öğretmeniniz ve onun size söylediği berbat şeyler önemlidir, yazın.) Bu sizin canavar ünlüler müzeniz. İyileşmeniz sırasında başka canavarlar da aklınıza gelecektir. Yaratıcı yaraları tanımak ve kederlenmek her zaman gereklidir. Tersi durumda, yara izleri oluşacak ve gelişmeniz tıkanacaktır.
Benim için en büyük canavar resim öğretmenimdi. Müzeden resim öğretmenimi seçtim önce ardından kitaptaki önergeleri takip ederek, o ortamı, bana ne söylediğini, o esnada nasıl hissetttiğimi tasvir ettim. (Kafamızdaki düşünceler uçuştuğu ve yakalamak zor olduğu için bunu yazmak iyi olur)
“bunu anlattığınız zaman anne babanızın söylediği veya söylemediği şey. Olay ile ilgili sizi tasalandıran ne varsa yazın: “Ve yalancı bir gülümseme takınarak başımı okşadığını anımsıyorum... “ Eski canavarınızın bir resmini çizmek veya olayı size anımsatan bir imgeyi bulup onu yazıya iliştirmek duygusal olarak rahatlatıcı olabilir. Resmi karalayın veya güzel bir kırmızı X ile işaretleyin” (Cameron, Sanatçının Yolu)
Kendi resmim yerine temsili bir resim koymayı tercih ediyorum burada.
Kendimize güvenimizi sarsan o kişiyi bulup, canavar ünlüler müzesine yerleştirdik.
Bu ne işimize yarıyor peki?
Kendimize yönelik olumsuz inancımızın nedenini bulmuş oluyoruz. Biz aslında gayet iyi yapıyorduk, resim çiziyor, beden eğitiminde takla atabiliyorduk. Birisi şom ağzını açıp “o yapamaz” dedi bir zamanlar. Biz bu çalışmayla o canavarı çıkartıp keşfederek olayın bizimle ilgisi olmadığını fark etmiş oluyoruz. Bu farkındalık da bizim yeniden özgüvenli bir şekilde üretmemizi sağlıyor.
Hikayeni pozitif yönde değiştirmek mümkün
Bu hafta yapmamız gereken bir diğer egzersiz, yine zaman yolcuğuna çıkıp bu sefer bizi yaratıcı sürecimizde destekleyen kişileri bulmamız.
Yaratıcı öz-değerinizin üç eski destekleyicisini listeleyin. Bu, size ve yaratıcılığınıza inanan ünlü destekleyiciler müzesidir. Belirgin olun. Her yüreklendirici sözcüğün önemi vardır. İnanmadığınız bir övgüyü bile not edin. Doğru olabilir. Övgü anımsayamıyorsanız zamanyolculuğu defterini karıştırın ve olumlu anı arayın. Kendiniz hakkında ne zaman, nerede ve neden iyi hissettiniz?
Kim inandı size hayatınız boyunca? Kim sizi destekledi. Onların hakkını verin şimdi. O anları düşünüp tasvir edin, bu kendinize yönelik inancınızı tazeleyecek.
Aslında konuyu burada noktalamayı düşünüyordum yazıya başlarken ama sonra dedim ki,
Neden hafta hafta dökümanlamayayım ki bu yolculuğu :) O yüzden kitaptaki görevlerle devam ediyoruz.
Yaşayacak 5 başka yaşamınız olsaydı her birinde neler yapardınız?
Bu haftaki ödevlerden bir diğeri bu soruya cevap vermek. Sahi kim olurdu şimdiki hayatınızın paralel evrenindeki siz?
Benimkiler şöyle:
Fotoğrafçı
Astronot
tiyatrocu
seyyah
senarist
Bu hafta içinden birini seçiyoruz ve örneğin tiyatrocu diyelim, bu hafta bir drama kulübüne katılır mıydınız? veya senarist olmayı seçtiniz, bir senaryo yazabilir miydiniz, küçük de olsa? Bu soruların peşine düşüyoruz.
Bir diğer görev, ki en marsafsız ve zahmetsiz ama besleyiciliği çok kuvvetli olan şeyi öneriyor Cameron,
“Sanatçınız ile yürüyüşe çıkın, sadece ikiniz. Yirmi dakikalık canlı bir yürüyüş, bilincinizi önemli ölçüde değiştirecektir.”
Sanatçı buluşmaları ve yürüyüşlerimden birkaç anı sizinle paylaşmak istedim:




Moderatör ve kolaylaştırıcısı olduğum ve kitaptan ilhamla disiplinlerarası birikimimi birleştirerek tasarladığım atölyede 1.hafta güven duyusunu yeniden kazanmak üzerine çalıştık, amacım bu 12 haftalık yolculuğu her hafta dökümanlamak. Dolayısıyla şimdiki planım her pazartesi o hafta yaratıcılığımızı keşfederken hangi aşamadan geçtik, hangi görevleri nasıl yerine getirdik sizlerle paylaşacağım. İlginizi çektiyse serinin devamı için ücretsiz bir şekilde üye olup, bu iyiliği çoğaltmak adına arkadaşlarıyla paylaşan cömert kişilerden biri olabilirsiniz :)
“Anlattığımız hikâyeler, kim olduğumuzu şekillendirir.”
Kendimize ve hayata dair kurduğumuz anlatılar, kimliğimizi inşa eder”(Hikayeler Anlatan Beyin)
Bu yazıyı beğendiyseniz şunu da beğenebilirsiniz:
Eğitimin Kaybettirdiği Otantik Yanımız
Selam! Geçen gün çok severek takip ettiğim bir influencer kızının resim yaparken çizdiği karakterlerin okula gitmeden ve okula başladıktan sonraki bariz farkını hikayelerinde paylaştı.
Bana ulaşın: 💌betulbayraktaruk@gmail.com
Bu yazı size iyi geldiyse, burada bana bir selam bırakabilirsiniz
Bilmeyenler için, daha önce burada duyurusunu yaptığım Sanatçının Yolu atölyesine 12 Ocak Pazartesi günü başladık ve kitaptaki ilk haftanın görevleri güven duyusunu yeniden inşa etmek için tasarlanmış görevleri yerine getirmek.
Yaratıcı tıkanıklığını açmak, kendisiyle bağını yeniden kurmak isteyenler için Julia Cameron’un yazdığı ve haftalık görevlerden oluşan kitap. Amerika’da yaşayan yazar bunu etrafındaki kişilere uyguladığında pek çok insanın potansiyellerini gerçekleştirdiğini söylüyor. Örneğin yazmaktan vazgeçen bir yazarın bu görevler sayesinde ödüllü bir yazar olduğu, film yapımcısının tam herşeyi bıraktıktan sonra yine görevler ile kendini toparladığı ve ödüle aday gösterildiğini anlatıyor.









Düş yiyicilere inat kendimizin farklı varyasyonlarını tekrar yaratma fikrini sevdim. Teşekkürler Betül hanım hatırlamanız için. 🙂 Utku Bey'e katılıyorum. Bugüne kadar okuduğum bütün psikoloji temelli okumalarım da iç sesimizin bize fısıldadığı yetersizlik hissinin en büyük kaynağı önce anne ve babamız sonrada öğretmenlerimiz. Dün düşünüyordum bende keşke psikoloji okusaymışım diye. Kimse beni tanımaya çalışmamış. Bende kendimi ancak 32 yaşına gelince tanımışım. Hatta acaba tekrar sınava girip denesem mi deneyeyim dedim. 😅 Tabiki ikinci bir hayat mümkün. Deneyebilirim. Ama ilk gençlik yıllarımdaki enerjim pek yok.
ahhh Betül inanamıyorum bu eşzamanlılığa... Birkaç gündür yoğun tempoda çalışıyordum ve ilk fırsatta önce oturup yazımı yazmayı, sonra da biriktirdiğim yazıları okumayı planlıyordum. Az önce yazımı yazdım; yeşerme meselesi'ni. Şimdi de senin yazını okudum. Konumuzun benzerliği, farklı yerlerde benzer hisleri yaşamamız... Kalemine sağlık.